Türkçe

NIKKEN Size Sağlıklı Yaşamın Felsefesini Sunar

HAYATINIZDA DENGEYİ KURMAK VE DENGELİ OLMAYI SÜRDÜRMEK ZORUNDASINIZ. EĞER... NEYSEAŞAĞIDAKİ LİNKTEKİ VİDEOYU İZLEYİN.

   HAVA, SU, GIDA, GÜNEŞ, UYKU DENGENİZİN OTURACAĞI TEMELDİR.

TAKILAR

NIKKEN Dengenizi bulmanıza yardımcı olur. Şık tasarımlar size enerji verir. Tüm takılar, TriPhase Teknolojisine sahiptir. ...

Fiyatı :

FITNESS

CardioStrides Beyaz Spor Ayakkabı Japonya’daki devlet destekli egzersiz çalışmalarına göre, aşağıdaki faaliyetleri belirtilen...

Fiyatı :

Dinlenme ve Rahatlama Ürünleri

Naturest® Şilte Farkı anlamak için Nikken Naturest® Şilte’nin üzerine uzanmanız yeterli. ...

Fiyatı :

Çevre Ürünleri

KenkoLight® Masa Lambası İnsanlar doğal güneş ışığında yaşamlarını sürdürmek üzere yaratılmıştır. Ancak günl...

Fiyatı :

Cilt Bakım Ürünleri

Nikken Denizine Dalın Doğanın Cildimize Gizli Armağanını Keşfedin! • Yaşam okyanusların mineral zengini sularında başladı. &bull...

Fiyatı :

Vücudumuzun Su Alışverişi

2484 kez bakılmış
10 Ağustos 2014
Yaşam için suyun vazgeçilemez bir unsur olduğunu biliyoruz. Bunun nedenlerini "Bizim Bildiğimiz Anlamıyla Hayat İçin Suyun Önemi" başlıklı makalemizden okuyabilirsiniz. Vücutlarımızın %60-75 arası sudan oluşuyor. Ciğerlerimizin %90'ı, beynimizin %70'i, kanımızın %80'inden fazlası su! Her gün 2 litreye yakın su tüketmemiz tavsiye ediliyor. Ancak genelde söylenmeyen şey, bunun içerisinde yiyecek ve su harici içeceklerden aldığımız suyun olmadığı. Doktorlar genelde garantiye almayı seviyo...

En faydalı kırmızılar

2610 kez bakılmış
4 Ağustos 2014
Kırmızı biber En lezzetli kırmızı besinler arasındadır. Pek çok tarifte kullanılabilen kırmızı biberler C vitamini ve lif açısından çok zengindir. Kiraz Yaz denilince akla gelen meyvelerden olan kiraz potasyum ve A vitamini deposudur. Kan basıncına iyi gelen potasyum ile bağışıklığı güçlendiren A vitamini kirazı kıymetli meyveler arasına sokar. Ayrıca antioksidanlar açısından da oldukça zengindir. Bu antioksidanlar kalp rahatsızlıklarından kansere kadar pek çok soruna iyi gelir. Domates Yıl boyu rahatlıkla bulunabilen domates tam bir kırmızı mucizedir. C vitamini ve likopen deposudur. Uzmanlar likopenin pek &c...

Zayıflamak için su yiyin

2343 kez bakılmış
27 Temmuz 2014
Kilo vermeye çalışırken çoğu zaman bir duvara takılıyoruz ve kilo vermemiz duruyor çünkü vücudumuz daha az kaloriye alışarak tembelleşiyor. İşte, bu duvarı aşmanız için en etkili 3 yöntem. Dr. Mehmet ÖZ yazdı 1. GÜNE ‘SUNDAE’ İLE BAŞLAYIN Bu, bildiğimiz dondurma sundae’den tabii ki biraz farklı... Ama en az onun kadar lezzetli, metabolizma hızlandırıcı bir kahvaltı sundae’si. İçinde süzme yoğurt, muz, çilek, hindistancevizi, çekilmiş keten tohumu ve son olarak da en önemli malzemelerden biri olan ‘yeşil çay tozu’ var. İnternetten sipariş verebilir ya da bulamazsanız yerine yeşil &cc...

BİLİM İLERLİYOR AMA KANSER ARTIYOR, BU NASIL İŞTİR ?

2406 kez bakılmış
13 Temmuz 2014
Bilimsel Komite Üyelerimizden Dr Yavuz Dizdar'dan çarpıcı bir yazı. Kim ne derse desin, ülkemizin genel hastalık yükü ciddi bir artış göstermektedir ve bunun altından tedavi etmeye çalışarak kalkılması mümkün değildir. Önemli olan hastalıkları henüz oluşmadan önlemektir. “Erken tanı hayat kurtarır” sloganıyla “check-up” yaptırarak hastalığı henüz başlangıç aşamasında saptamak yeterli değildir. Çünkü erken tanıdığınızda bile artık bir hastalık var demektir, yani tedavi amaçlı girişimlerin çoğu uygulanır, önemli olan hastalığı tümden önlemektir. “Peki neden bu kadar ...

“MS çaresiz bir hastalık değil”

2476 kez bakılmış
5 Temmuz 2014
Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman: “MS çaresiz bir hastalık değil. Atakların belirtileri tedavi edilip yeni atakların gelmesi engellendiğinde kişi günlük hayatına, MS’in etkileri olmadan devam edebiliyor” Serdar Ortaç’ın hastaneye kaldırıldıktan ve MS (multipl skleroz) olduğu anlaşıldıktan sonra kimileri kulaktan dolma bilgilerle ne kadar zorlu bir h...

BESLENME Mİ DEDİNİZ?

4140 kez bakılmış
23 Haziran 2014
NE YEDİĞİNİZE DİKKAT EDİYOR MUSUNUZ? ___________________________________________________ ;

Pi Suyu Nedir?

3609 kez bakılmış
22 Haziran 2014
Pi suyu botanik çalışmalar sonucunda keşfedilmiştir. Önceleri bir hormonun bitkilerin olgunlaşıp gelişmesine neden olduğu düşünülüyordu. Bir ziraat uzmanı olan Dr. Yamishita, bu hormonu bulabilmek umudu ile yaptığı çalışmalar sonucunda, çiçeklerin olgunlaşıp büyümesine bir hormonun değil ferric ferrous (iki değerli demir) tuzunun sebep olduğunu keşfetmiştir. 1964 yılında, Dr. Yamashita araştırmalarına devam ettiğinde bu maddenin başka yararlı özelliklerinin olduğunu da bulmuştur. Ferric ferrous tuzunun çok yüksek enerji aşamasına çıkmasını sağlayıp, daha sonra da seramik filtreden geçirilmesi sonucunda pi-suyu yaratılmaktadır. Pi ...

Güneş Işığının ve Tam - Spektrum Işığın Sağlık, Wellness ve Performans Üzerindeki Etkileri

3201 kez bakılmış
21 Haziran 2014
Jacob Liberman, OD, PhD, D Sc. Işığın Gücü Goethe, “Tüm yaşamın ışığın etkisi ile başlayıp geliştiğini” söylemişti. Bitkilerin, hayvanların, hatta insanların karanlık ortamlarda yaşamaya zorlandıklarında, yaşam enerjierinin yavaş yavaş azaldığı ve bir süre sonra öldükleri yapılan deneylerde gözlenmiştir. Işığın yokluğunda ruhumuzu coşturan kıvılcımdan yoksun alacağımızdan, yaşama arzumuz da yok olacaktır. Aynı deneyler bir çeşit soğuk beyaz floresan ışığı olan yapay ışıklandırma ile tekrar edilmiş, bitki ve hayvanların gelişiminin önemli ölçüde etkilendiği, doğal yaşam sürelerinin kısaldığı veya fiziksel özelliklerin...

Spa molası: Gail Porter uykusuzluk sorunundan Malta’da bir yatakta nasıl kurtuldu?

2553 kez bakılmış
21 Haziran 2014
Yazan: Gail Porter 19 Mayıs 2010 Yılbaşından bir hafta önce, buz gibi bir Manchester’dan, çok ihtiyacım olan bir spa molası vermek üzere Malta’ya uçtum. Gideceğim yer yeni bir stile sahip bir oteldi, Avrupa’da ilk; enerji veren manyetik yataklar, yorganlar ve yastıklar kullanıyorlar ve huzurlu bir gece uykusu vaat ediyorlardı. Eh, saat kaçta yatağa girersem gireyim, sabaha karşı 4’te uyanan biri olduğum için, Sliema’daki Fortina Spa Resort’ta (www.fortinasparesort.com ) geçireceğim birkaç gecenin, benim bu korkunç uyku alışkanlığımla ilgili bir fark yarataca...

Mıknatıslar Ağrıyı Tedavi Edebilir mi?

2360 kez bakılmış
5 Haziran 2014
Yeni bir Araştırma Mıknatısların, en Azından Farelerde, İltihabı Azaltabildiğini Kanıtladı. LEE DYE 9 Ocak 2008 Mıknatısların iyileştirme gücüne sahip olduğuna antik Yunan’dan bu yana inanılmaktadır; ve bu inanç, eklem iltihabından kansere ve depresyona kadar her şeye karşı milyonlarca inanana mıknatıs sağlayan yıllık 5 milyar Dolarlık dünya genelindeki bir endüstriye neden olmuştur. Bu durum, sayısız bilimsel araştırmanın ya yetersiz kalmasına ya da mıknatısların iyileştirme gücü ile ilgili iddiaları destekleyen kanıtlar bulamamasına rağmen bu şekilde gelişmiştir. Ancak şimdiye kadar. Virginia Üniversitesi’ndeki yeni bir araştırma, mıknatısl...

ÇOCUKLAR İÇİN ZİHİNSEL GELİŞİM

2288 kez bakılmış
1 Mayıs 2014
10 yaşına kadar çocuğunuzun beynini geliştirecek 10 yöntem Oktay Aydın, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü’nde öğretim üyesi. “Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Zeka ve zekanın geliştirilmesi”, “Üstün zekalı çocukların eğitimi” konuları ihtisas alanı olan Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın anlattıkları çocukların eğitimi konusunda anne babalara bir rehber niteliğinde… İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyen Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu d&...

MSG nedir?

2447 kez bakılmış
1 Mayıs 2014
Şu sıralar ne kadar GDO'lu meyve ve sebze yememeye çalışsanız da günlük tükettiğimiz ürünlerin içerisinde bazı yan maddeler sisteminizi kötü etkilemeye yetiyor... İŞTE GDO'NUN TAHTINI ELİNDEN ALACAK OLAN MSG'NİN TANIMI VE VÜCUDUMUZA VERDİĞİ ZARARLAR... 1. MSG Nedir? (MONO SODYUM GLUTAMAT) Dünyada en çok bilinen ve kullanılan lezzet arttırıcı olup, proteinlerin yapı taşı olan L-glutamik asidin sodyum tuzudur. Yani “MSG” adında bir yiyecek katkı maddesi olan MSG, birçok gıdada ve insan vücudunda proteinlerin yapı taşı olan amino asit formunda veya serbest halde bulunuyor. Yiyeceklere katıldığında, o yiye...

5 Dakikanızı ayırıp okumanızı tavsiye ediyoruz..

2358 kez bakılmış
17 Nisan 2014
Elektromanyetik Alan" konusunda doktora yapmış bir kişiyim. Öncelikle dizüstü bilgisayarlarıni asla ve asla kucağınızda, dizinizin üstünde kullanmayın. En çok manyetik alanı saç kurutma makinesi ve ütü yayar (bu aletleri kullanırken acele edin, işinizi çabuk bitirin. "Yatak odalarında televizyon, bilgisayar ya da cep telefonu bulunması tahmin edemeyeceğiniz kadar zararlıdır. Havayı iyonize eden elektromanyetik alan yüzünden çoğu zaman bir koku ile algıladığımız ancak gözle göremediğimiz elektrik yüklü parçalar havada asılı kalırlar. Saatlerce havalandırsanız bile tam olarak ortamdan süpürülmezl...

Coca Cola'nın Verdiği Hastalıklar ve Rahatsızlıklar

2439 kez bakılmış
16 Nisan 2014
Günümüzde Türkiye’de Milyonlarca ve dünya genelinde Milyarlarca insanın içtiği Coca Cola neredeyse herkese kötü bir bağımlılık yapmaktadır.. Peki araştırmacılar Coca cola’nın bu bağımlılığı için neler çıkardırlar ortaya, zararları nelerdir.. İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, 'Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum' adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı. Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek, 'Türkiye'de adeta bir kola bağımlılığı var' dedi. ...

Telefonunuz dinleniyor mu?

2722 kez bakılmış
17 Şubat 2014
Son zamanlarda emniyetin yürüttüğü operasyonlarda telefon dinlemelerinin tape kayıtlarının yer aldığını görüyoruz... Toplumda ise ‘Dinleniyorum’ korkusu baş gösterdi... Kendi halinde olan insanlar bile dinlendiğini zannedip telefonda rahat konuşamaz duruma geldiler... Dinlenen telefonlarda dinlendiğinizi anlayabilmenizin yöntemleri var... İşte dinleniyorsanız olacaklardan bazıları bunlar... Telefonunuzda cızırtı duyuyorsanız dinleniyor olabilirsiniz... Ses seviyesi de düşüp yükseliyorsa şüphelenmeniz gerekir... Telefonunuzu uzun süre kullanmadığınız halde ısınıyorsa dinleniyor olabilirsiniz... Bunu da muhtemelen tele kul...
(1) 2 3 4

Mıknatıslar Ağrıyı Tedavi Edebilir mi?

Yeni bir Araştırma Mıknatısların, en Azından Farelerde, İltihabı Azaltabildiğini Kanıtladı

LEE DYE

9 Ocak 2008

Mıknatısların iyileştirme gücüne sahip olduğuna antik Yunan’dan bu yana inanılmaktadır; ve bu inanç, eklem iltihabından kansere ve depresyona kadar her şeye karşı milyonlarca inanana mıknatıs sağlayan yıllık 5 milyar Dolarlık dünya genelindeki bir endüstriye neden olmuştur.   

Bu durum, sayısız bilimsel araştırmanın ya yetersiz kalmasına ya da mıknatısların iyileştirme gücü ile ilgili iddiaları destekleyen kanıtlar bulamamasına rağmen bu şekilde gelişmiştir.  

Ancak şimdiye kadar.  

Virginia Üniversitesi’ndeki yeni bir araştırma, mıknatısların kan akışını yükseltebildiği ve bu sayede yaralanan dokuya daha fazla oksijen ve besin sağlayabildiği yönünde sık sık dile getirilen iddiada en azından biraz doğruluk payı olduğunu kanıtladı. Araştırmacılar, hafif bir manyetik alanın vücuttaki en küçük kan damarlarının genişlemesine yada daralmasına neden olabileceğini böylece, iyileşme sürecinde önemli bir faktör olan kan akışını arttırabileceğini ve iltihabı önleyebileceğini kanıtladı.    

Şimdiye kadar bulgular, fareler ile yapılan deneylere dayandırılmıştır ancak, araştırmacılar büyük güçlükler olsa da yakın gelecekte insan üzerinde yapılan klinik deneylere başlamayı ümit etmektedir.  

Bu çalışmayı, mıknatısların sözde iyileştirme etkisi ile ilgili çoğu araştırmadan ayıran şey, araştırmacıların iltihap üzerindeki etkisini tespit etmek için kan damarlarındaki değişiklikleri ölçerek sonuçlarını rakamsallaştırmış olmasıdır.  

Çalışmasını Amerikan Fizyoloji dergisinde yayınlayan ve üniversitedeki biyomedikal mühendislik başkanı olan Thomas Skalak, “Bu şişlikteki azalmayı gösteren ilk doğrudan ölçümdür” dedi.  Skalak ve daha önce öğrencisi olan Cassandra Morris, birkaç yıldır manyetizmanın etkilerini belirlemeye çalışıyorlar.   

Bulguları, çoğu üreticinin her şey için manyetik tedavi yönündeki çılgın iddialarını desteklemiyor.   Çalışmaları tam olarak, mıknatısların kan akışını arttırabildiği yönündeki iddia üzerine odaklandı.   

Bir röportajda Skalak, “Bunun gerçek olup olmadığını kanıtlamak istedik" dedi.  

Araştırmacılar, çalışmaları için uyuşturulmuş fareler kullandı. Farelerin ayakları doku hasarı benzetimi yaratmak için inflamatuvar ajanlarla işleme tabi tutuldu ve bir buzdolabı mıknatısından yaklaşık 10 kat daha güçlü, küçük bir mıknatıs ayaklarına koyuldu. Açık bir şekilde manyetik alan kan hücrelerinin çapını değiştirdiği için şişlik yaklaşık yüzde 50 oranında azaldı. Mıknatısın yerinde sadece 15-30 dakika arasında kalması yeterli oldu. Araştırmacılar, ayak tamamen iltihaplanana kadar bekleseydi mıknatısın hiç bir etkisi olmayacaktı.  

Mıknatıslar insanlar üzerindeki deneylerde de böyle iyi bir performans gösterirse etki çok çarpıcı olabilir çünkü bir çok vakada hızlı bir iyileşme için iltihabı azaltmak gerekmektedir.   

Skalak, “Belirli bir yaralanmanın iyileşmesinin ve işe ya da atletizm sahasına geri dönmenin dört veya beş gün aldığını varsayalım. Şişliği önleyerek iki gün sonra iyileşirseniz iyileşme süresini yarı yarıya azaltmış olursunuz. Bu da dünya genelinde iş verimliliği ve yaşam kalitesi açısından çok büyük bir kazançtır." dedi.  

Şüphesiz benzer sonuçlar bir buz torbası ve kompresyon uygulayarak da elde edilebilir ancak, bu her zaman uygun olmayabilir. Doğru güce sahip bir mıknatıs, okul hemşiresinin çantasında veya bir atletin idman çantasında taşınabilir ve bir yaralanmadan sonraki saniyeler içersinde buna ulaşılabilir. Ancak, bu noktada yaralanmalara uygun olan doğru dozu yada bu durumda gerekli manyetik gücü kimse bilmemektedir.  

Bir manyetik güç bütün yaralanmalar için uygun olmayacaktır. Skalak örneğin kalça kasını tedavi etmek için küçük parmaktaki burkma tedavisine göre daha güçlü bir mıknatıs gerekeceğini belirtti.   Ve röportaj sırasında sık sık işaret ettiği üzere insanlarda her şekilde işe yarayıp yaramayacağını henüz hiç kimse bilmemektedir.  

Ancak Skalak, nispeten daha dar bir alandaki uzun yıllara dayanan deneyimleri dolayısıyla iyimser görünüyor. Skalak, vücutta çapı beş ile 200 mikron arasında değişen ya da yaklaşık bir milimetrenin beşte biri olan en küçük kan damarları üzerinde bir uzman.    

Skalak şunları ifade etti, “Bunlar çok küçük kan damarları ve vücudunuzdaki bütün dokularda var.  Biz eylemin burada gerçekleştiğini düşünmek istiyoruz.  Çünkü, oksijen burada dağıtılmakta ve atık ürünler dokularınızdan burada atılmakta.”

Skalak “Bu küçük arteriyeller, açılıp kapanabilir çünkü bunları çevreleyen düz bir kas katmanı var.   Çaplarını arttırabilirler ve böylece söz konusu dokuya daha fazla akış sağlayabilirler ve çaplarını azaltabilirler; bir bahçe hortumunun tam olarak suyun akışını değiştiren bir şekilde açılıp kapanması gibi.” diye ekledi.

“Laboratuar farelerinin ayaklarına manyetik bir alan uygulandığında genişleyen damarlar daraldı ve daralan damarlar genişledi; bu durum da manyetik alanın, azalan kan tedarikine sahip dokulardaki damarın gevşemesine ve dolayısıyla kan akışının artmasına neden olduğunu göstermektedir.”  

Skalak, mekanizmanın tam olarak anlaşılamadığını ancak manyetik alanın küçük kan damarlarının çevresindeki kaslarla etkileşimde olan pozitif yüklü kalsiyum iyonların akışını değiştirdiğinden ve dolayısıyla damarların genişlemesine ya da daralmasına neden olduğundan şüphelendiğini belirtti.   

Skalak, çalışmasının bağlamı dışına çıkarılmasından ve tıbbi kanıtlarla desteklenmeyen manyetik aygıtların satışını arttırmak için kullanılmasından endişe duymaktadır. Muhtemelen bu endişesinde de haklı.  

Mıknatıslar çoğu insanın ilgisini çekmekte ve kullanımları birkaç yüzyıldan bu yana yaygınlaşmaktadır.  Eski zamanlardaki inananlar, mıknatısların hastalıkları vücuttan attığını ve ağrıyı azaltabildiğini düşünüyordu, ki bu düşünce kanıt olmamasına rağmen günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.   

Bununla birlikte, mıknatısların oldukça çeşitli kullanım için tıpta değerli bir araç olduğu da ortaya çıkmıştır. Bir grup araştırmacı, küçük mıknatısları tümörlere kemoterapi taşıyan manyetik parçacıkları götürmek ve orada tutmak böylece yanlarındaki sağlıklı hücreleri korurken kanserli hücreleri öldürmek için kullanmak üzere teknikler geliştirmektedir.  

Ayrıca, mıknatıslar modern tıbbın en kullanışlı tekniklerinden biri olan manyetik rezonans görüntülemenin de merkezindedir. Bu cihaz, insan vücudunun tamamına ait görüntüleri net ve şaşırtıcı derecede detaylı bir şekilde doktorlara sunmaktadır.  

Ancak, bu basit bir alet ve sizin sıradan mıknatısınız değildir.  Bir manyetik alanın gücü gauss ölçü birimi ile ölçülmektedir. Dünyanın ekvatorda ölçülen manyetik alanı .2 gaussdur. Bir manyetik rezonans görüntüleme (MRI) 30.000 gaussa kadardır.   

Dolayısıyla insan yaralanmaları gibi mıknatıslar da çok karmaşık şekildedirler. Skalak, çalışmasının oldukça kişisel düzeyde kullanabilen mıknatıslara yol açmasını ve böylece de eski insanların inancının kısmen doğru olduğunun kanıtlanmasını ümit ediyor.  

Bu  makalenin orijinali için aşağıdaki linke tıklayınız.

http://abcnews.go.com/Technology/PainManagement/story?id=4104480&page=1

Vücudunuzda Su Bulunmadığında Olanlar

Yaşam için suyun vazgeçilemez bir unsur olduğunu biliyoruz. Bunun nedenlerini "Bizim Bildiğimiz Anlamıyla Hayat İçin Suyun Önemi" başlıklı makalemizden okuyabilirsiniz. Vücutlarımızın %60-75 arası sudan oluşuyor. Ciğerlerimizin %90'ı, beynimizin %70'i, kanımızın %80'inden fazlası su

 
Her gün 2 litreye yakın su tüketmemiz tavsiye ediliyor. Ancak genelde söylenmeyen şey, bunun içerisinde yiyecek ve su harici içeceklerden aldığımız suyun olmadığı. Doktorlar genelde garantiye almayı seviyorlar. 2 litre, ortalama bir insanın günlük su ihtiyacıdır. Ancak bu ihtiyacın %20'si, sadece yediğimiz katı gıdalardan gelmektedir. İçtiğimiz su harici içeceklerin de ezici bir çoğunluğu sudur. Örneğin normal kolanın %90.31'i, diyet kolanın %99.8'i sudur. Benzer şekilde elma sularının yaklaşık %90'ı, üzüm sularının %84.51'i, limonataların %92.46'sı, portakal sularının %87.22'si sudur. Keza yediğimiz meyvelerin birçoğu bol miktarda su içerir. Örneğin elmaların %85.56'sı, kayısıların %73.23'ü, incirlerin %79.11'i, kavunların %91.85'i, portakalların %86.75'i, karpuzların %91.45'i, hatta muzun bile %74.91'i sudur
 

Yani gün boyunca içtiğiniz her meşrubat, yediğiniz her yiyecek (meyve, sebze ve et) size su ihtiyacınızın büyük bir kısmını sağlamaktadır. Dolayısıyla, ek olarak 2 litre su içilmesi iddiası bir mittir ve "Günde En Az 2 Litre Su İçmemiz Gerekir Mi?" başlıklı yazımızda bu mitten bahsetmiştik. Tabii ki ne kadar su içerseniz o kadar iyi; ancak vücudunuzun bu ek suya normalde ihtiyacı bulunmuyor (eğer ki düzgünce beslenip, yeterince sıvı tüketiyorsanız).

 
Her birimiz, sadece terleme yoluyla günde ortalama yarım litre suyu dışarı veriyoruz. Ayrıca sadece nefes verirken bile, ağız ve burnunuzdan çıkan havayla günde ortalama 237 mililitre su kaybediyoruz. Ayrıca idrar ve dışkılama yoluyla da her gün 1.4 litre suyu dışarı atıyoruz. Bu ortalamaları topladığınızda, yaklaşık 2 litreye eşit olduğunu görüyorsunuz. Yani vücudunuzun günlük su ihtiyacına! İşte bu sayede su dengemizi sağlıyoruz.
 
Dışkımızın %75'ini su oluşturuyor. Yani her ne kadar çoğunlukla tamamı katı gibi gözükse de, aslında dışkımızın neredeyse tamamı, tıpkı vücudumuzun kendisi gibi sudan oluşur. Zaten bu şekilde olması da gerekir, aksi takdirde oluşan kabızlık, bağırsak ve anüste yırtılmalara ve çatlaklara neden olabilir. Bu da, hemoroide sebep olur. 
 
Terimizin büyük bir kısmızı el ve ayaklarımızdaki ter bezlerimizden kaybederiz. Kuzenlerimizde, sadece ve büyük oranda bu bölgelerde ter bezleri bulunur; ancak insan türünün evriminde, ter bezlerinin sayısının çoğalması da büyük önem kazanmıştır. Yine de kuzenlerimizden (bekleyeceğiniz gibi) neredeyse hiçbir farkımız yoktur. Ayaklarımızın altında 500.000 civarında ter bezi bulunur ve bunlar her gün yaklaşık 1 bardak kadar ter üretirler. Evet, o kokunun sebebi bu.
 
Suyun en çok kullanıldığı yerlerden biri de, tükürüğümüzdür. Ancak pislik yapmaktan hoşlanmıyorsak, bu tükürük için kullanılan su neredeyse her zaman vücudumuza geri döner. İnsanlar, yılda 473 litre, günde ise 1.3 litre kadar tükürük üretirler. Bu, ortalama 80 yıl yaşayan bir insanın ömrü boyunca 38.000 litreye yakın tükürük üretmesi demektir. Yani ömrünüz boyunca ürettiğiniz tükürük ile 1 metre derinliğinde, 3.8 metre genişliğinde ve 10 metre uzunluğundaki bir havuzu doldurabilirsiniz. 
 
Uzun lafın kısası, vücudumuz çok su kaybeder, çok da su alır. Bu dengeyi koruyabildiğiniz sürece, bu konuyla ilişkili sağlık problemleri yaşamamanız beklenir. Dolayısıyla susadığınız zaman aksatmadan, büyük bir bardak suyu tüketin. Bunun dışında paranoya yaparak delicesine su içmeye çalışmanıza gerek yok. Zaten gereğinden fazla aldığınız, gerekenden fazla yarar sağlamayacak ve idrar ile atılacaktır.
 
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
21/11/2018 Gün Ortalama:56  Bugün 39 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.159.44.54